Yarın 10 Kasım yani 71 yıl önce aramızdan ayrılan ulusumuzun kötü talihini yenmesini sağlayıp, Türkiye Cumhuriyetini kuran Atamız Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümü. O'nu anmak , anlamaktır esasında.Eğer onu hala anlayabiliyor ve gösterdiği yolda ilerleyebiliyorsak ne mutlu bize. Fakat ne yazıkki onun gösterdiği yolda ileryemediğimiz için bugün bir çok sorunlar yaşamaktayız ve bu sorunlar her gün git gide büyümektedir.
Bir de yarın TBBM'de sözde demokratik açılım konuşulacakmış. Tabiki bu belirlenen bir stratejinin parçasıdır mutlak. Bakın; Atatürk yaşıyor olsaydı O'da bu barış sürecine destek verirdi gibisiden mesajlar vermektir maksat. Bari bügün bırakın rahat uyusun adam yattığı yerde, kemiklerini sızlatmayın yahu O'nu da bu işe alet edip.
Ha bir de 10 Kasım'da Atamızı yad etmeyi kınayanlar var bu memlekette. Onlara da Neyzen Tevfik'ten bir kaç satır göndermek istiyorum.
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilmezdin şerefsiz
Ne güzel demiş Atamız;
İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur.
İşte o Mustafa Kemal'in yaşatılmasını diliyorum. Eğer O Mustafa Kemal'de ölürse işte o zaman hüngür hüngür ağlamak lazım. Yoksa her insan ölecektir mutlaka. Sonuçta arkasından ağlamak değil onu hatırlamak,hatırlatmak ve gelecek nesillere onun fikirlerini doğru bir şekilde aktarıp o fikirlerin kalıcı olmasını sağlamalıyız.
09 Kasım 2009 Pazartesi |


